burada HAYAT var!
Web Sitemize Hoş Geldiniz

Bir Gizemin Tanıkları

39

BEYLİKDÜZÜ TARİHİNİ ARIYOR.

AMBARLI KIYISINDAKİ BULUNTULAR BİR GİZEMİN TANIKLARI

 

Beylikdüzü. İstanbul’un yeni kurulmuş içlerinden birisi. Kavaklı, Gürpınar ve Yakuplu beldelerinin birleştirilmesi ile oluşturulmuş kentleşme yolunda hızla ilerleyen bir yerleşim merkezimiz.

E5 yolu çevresinde yoğunlaşmış bu güzel kentimiz yeni bir yerleşim yeri gibi gözükse de ilçe sınırları içerisinde bulunan tarihi buluntular, çok eskiden beri buralarda bazı yerleşimlerin olduğunu göstermektedir.

Ambarlı limanının batısından bulunan büyük bölümü toprak altında kalan deniz ile yakınlaşmış kısmı ise denizin tahribatı ile yıpranmış bu buluntunun roma döneminde kullanılan bir limanın kayıkhane bölümü olduğu varsayılmaktadır.

Bu merkez SİT alanı olarak ilan edilmiş olsa da gerek kara gerekse denizde bu sahanın gerçek alanını belirlemek için ayrıntılı bir kazı yapılması gereksinimi bulunmaktadır.

Gerek Romalılar, gerek Bizanslılar ve gerekse Osmanlılar döneminde özel amaçlı liman olarak kullanıldığı anlaşılan bu sahanın, özellikle İstanbul’un en başta kereste gereksiniminin karşılandığı liman ve depo sahası olduğu ihtimalini, bu bölgenin çevresindeki yerleşim yerlerinin aktivite alanları ile birlikte değerlendirildiğinde güçlendirmektedir.

İstanbul’un kereste gereksinimi Çatalca ormanlarından ve Marmara denizinin güneyindeki Mudanya, Erdek, Lâpseki bölgelerinden karşılandığı görülmektedir. Deniz yolu ile ambarlı liman sahasına getirilen tomrukların burada depolandığı işlendikten sonra buradan da karayolu ile İstanbul’a aktarıldığı birçok tarihi bilgi ile doğrulanmaktadır.

Tarihi Ambarlı limanının bir diğer kullanım sahası ise Marmara adasından getirilen mermer blokların bu limana indirildikten sonra işlenmiş olduğudur. Liman çevresinde gerek deniz içerisinde gerekse yakın çevrede görülen mermer döküntülerinin Marmara mermer kütlesi ile benzerlikler göstermesi bu çevrede mermer taş işlemeciliğinin olduğunu kanıtlamayan bulgular arasında görülmektedir.

Beylikdüzü sahasında bugün kurumuş olsa da geçmişte sularının bolluğu nedeniyle birçok değirmen işletecek konumda olması anlaşılmaktadır. Burada işlenen Trakya buğdayın bu liman vasıtası ile Marmara adalarına ve güney Marmara yerleşimlerine aktarıldığı dönüşte de tomruk ve mermer yükleri ile döndükleri böylelikle bu limanın bir ölçüde İstanbul’un geçmişinde de kullanılan bir ticari liman olduğunu göstermektedir.

Bu bölgedeki faaliyetlerin 1509 Büyük İstanbul Depremi ile önemli ölçüde sonlanmış olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü Marmara Denizi’nde Adalar yakınlarında 10 Eylül 1509’da olmuş bu deprem o kadar şiddetli olmuştur ki, Depremin büyüklüğü ve yarattığı ağır hasar sebebiyle halk arasında Küçük Kıyamet (Kıyamet-i Suğra) olarak adlandırılmıştır.

Depremde 160.000 nüfusa ve 35.000 yerleşim birimine sahip olan İstanbul’da, aralarında Osmanlı hanedanından bazı kişilerin de bulunduğu, 13000 kişi ölmüş, 1070 ev tamamen yıkılmıştır.

Depremde; Şehrin Surları, Edirnekapı, Silivrikapı, Yedikule, İshak Paşa Kapısı, Topkapı Sarayı, Fatih Camisi, Anadolu Hisarı, Yoros Kalesi, Boğaziçi, Heybeliada, Burgazada, Silivri, Rumeli Hisarı, Kızkulesi, Haliç, Galata ve Pera ağır hasar görmüştür. Birçok kervansaray, hamam, mescit yıkılmıştır. Bu depremin hasarından Beylikdüzü sahasındaki yerleşimler ve yapılarda büyük hasar görmüş tarihi Ambarlı limanı kullanılmaz duruma gelmiştir.

Deprem, deniz taşmasına neden olmuştur. Deniz taşması o kadar büyük ve etkili olmuştur ki, şehrin surlarını, Galata ve İstanbul’daki birçok duvarı aşmıştır. Bu doğal yıkımdan, tarihi Ambarlı limanı ve çevresindeki yapılar da ağır hasar görmüştür. Liman yapıları ile bu yapılara yakın olan bazı evlerin denize battığı görülmüştür. Bu nedenle Beylikdüzü kıyısında olan yerleşimler iç kısımlara çekilmek durumunda kalmışlardır.

Artçı depremler aylarca sürmüş ve birçoğu çok geniş alanlarda hissedilmiştir. 10 Eylül 1509 depreminden sonra II. Bayezid, imparatorluğun her bölgesinden toplattığı 66.000 işçi, 3000 ustabaşı ve 11.000 asistanı görevlendirerek, imar işlerini başlatmıştır. Ayrıca, halktan deprem için özel bir vergi toplatmış ve Mart-Haziran 1510 tarihleri arasında hasarlar tamir edilmiştir.

Bu deprem sonrası yeniden imar faaliyetlerini başlatmak amacı ile Sivas’tan getirilen birçok insan yapıların ihtiyacı olan keresteyi sağlamak üzere Çatalca’nın birçok köyüne yerleştirilmişlerdir. Başakköy(Sivasköy)Dağyenice köyleri, o dönemde gelen Sivaslıların kurduğu köyler olarak bilinmektedir.

Tarihi gerçek şunu açıkça ortaya koymaktadır ki,1509 depremi, Ambarlı limanını artık kullanılamaz duruma getirmiştir. Böylelikle bu tarihi limanımız 500 yıllık tarihi uykusuna yatmış olarak yeniden uyandırılmayı beklemektedir.

 

Av.İsmail Hakkı Konar

Araştırmacı Yazar

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku